Yazı

Masamda uzun bir süredir bir not beni bekliyor. Bekliyor ki, onu aktarayım. Başkasından bana akan, bir kitabın ortasından şıp diye kucağıma düşen bu cümleleri tutamadım daha fazla elimde. Kapıldım onlara. Şöyle yazıyordu not kağıdında:
"Bulduğu dengenin huzuru bana hiç bitmeyecek sonsuz bir zaman bağışlamıştı...
...Ötede bir yer varsa, yazının içindeydi bu, ama yazıda bulduğunu yazının dışında, hayatta aramanın boşuna olduğuna karar vermişti." ( Orhan Pamuk, Yeni Hayat)
Yazının diyarına çıkmaya karar verdim. Bugün, 9 Ocak 2008, bir gecenin ortasında, anlayayazdım ki daha fazla dayanamayacağım, "yazmak" geliyor artık içimden, gittiği yere kadar.
Sözcüklerle gemiler yapıp, sonra onları küçük çocuklar gibi bir su birikintisinin yanında yüzdürmek istiyorum. Varsın o su birikintilerinin karşı kıyıları büyüklerin dünyasında "bir adım" mesafede olsun, önemli olan o gemileri o su birikintilerinin diğer ucundaki hayal dünyalarının kıyılarına yollayabilmek, oralarda keşiflere çıkabilmek. Ben de bunu yapacağım.

August 15, 2008

bencil patates


Vermiyoruz içten ötekiye,
Gitmiyoruz ayakla öteye,
Yazmıyoruz kalemle kağıtlara,
Bakmıyoruz gözle gözlere,
Sevmiyoruz candan kalple,
Dokunmuyoruz şehvetle tenlere,
Haykırmıyoruz avaz avaz dünyaya
Ve de duymuyoruz sesleri.
Ne diye?
Bencil benlerin hatrına.

seu

2 comments:

Ilya Ilyic said...

ellerine sağlık birtanem!

3 gündür seni düşünüyorum sıkça, her gün düşündüğümden fazla.. belki güneş açtı ve ben henüz bir ayçiçeği olma huzuruna erişemedim bu topraklarda... o da olacak.. ondandır...

Canım, birtanem, ellerine sağlık yeniden, kıymetli ayçiçieğim, dostum... Ah bir gözgöze gelebilsek ne güzel olacak huzur akışı evrende

seni seviyorum

Ilya Ilyic said...

ayçiçeğim,

nerelerdesin ? bak siyah fon seni özlemiş, haydi gel...

es