Yazı

Masamda uzun bir süredir bir not beni bekliyor. Bekliyor ki, onu aktarayım. Başkasından bana akan, bir kitabın ortasından şıp diye kucağıma düşen bu cümleleri tutamadım daha fazla elimde. Kapıldım onlara. Şöyle yazıyordu not kağıdında:
"Bulduğu dengenin huzuru bana hiç bitmeyecek sonsuz bir zaman bağışlamıştı...
...Ötede bir yer varsa, yazının içindeydi bu, ama yazıda bulduğunu yazının dışında, hayatta aramanın boşuna olduğuna karar vermişti." ( Orhan Pamuk, Yeni Hayat)
Yazının diyarına çıkmaya karar verdim. Bugün, 9 Ocak 2008, bir gecenin ortasında, anlayayazdım ki daha fazla dayanamayacağım, "yazmak" geliyor artık içimden, gittiği yere kadar.
Sözcüklerle gemiler yapıp, sonra onları küçük çocuklar gibi bir su birikintisinin yanında yüzdürmek istiyorum. Varsın o su birikintilerinin karşı kıyıları büyüklerin dünyasında "bir adım" mesafede olsun, önemli olan o gemileri o su birikintilerinin diğer ucundaki hayal dünyalarının kıyılarına yollayabilmek, oralarda keşiflere çıkabilmek. Ben de bunu yapacağım.

May 13, 2008

Tarif edilmez bir belirsizlik kaplıyor içimi. Büyümek ne zormuş yahu.
Bunalıyorum, bunalıyorsun, bunalıyorlar.
Biri, varlığıma çözüm, aklıma yol biçsin.
Ben, kendimden ayrıldım.

1 comment:

Ilya Ilyic said...

Canım,

Zaman geçmiş sen bunları yazalı.. ben başka bir cephedeymişim ama kalplerimiz birleşikmiş, değişik güneşlere ay çiçeğiymişiz birlikte..

kendini ararsan bana bakabilirsin birtanem, bende senden bir tane var, iyi bakmaya çalışıyorum, kendi yaşam dinamiğimle akıyor benimle... bilyorum insanın kendi gibi olmaz ama.. sevgiyle bakılmış bir kendin... ama kimseyle paylaşmam, sana lazım olursa düşünürüm

kucaklarım canım kocaman

kıskançlıkla bir daha kucaklarım
(içimden geldi )

esin